OKUYUP’TA DUYGULANMAMAK ELDE DEĞİL!...

OKUYUP’TA DUYGULANMAMAK ELDE DEĞİL!...

Bolulu Yarenler Taraftarlar Derneği üyelerinden ve aynı zamanda www.yarenler.org köşe yazarı Eren Yılmaz “Boluspor’lu futbolculara duygu dolu bir mektup” yazdı.   Yaren Yılmaz “23 yaşında ve İstanbul...

Bolulu Yarenler Taraftarlar Derneği üyelerinden ve aynı zamanda www.yarenler.org köşe yazarı Eren Yılmaz “Boluspor’lu futbolculara duygu dolu bir mektup” yazdı.

 

Yaren Yılmaz “23 yaşında ve İstanbul Teknik Üniversitesi Endüstri Mühendisliği bölümünde yüksek lisans yapmakta olan bir Boluspor taraftarı.

 

İŞTE O YAZI;

 

Hiçbir zaman yapamadım başlangıçları.

Yapamadığım bu başlangıçtan ötürü öncelikle beni mazur görmenizi dilerim.

Sizler için bir "yabancı" konumunda olduğumdan dolayı öncelikle kendimden bahsetmek isterim.

Adım Eren Yılmaz.

23 yaşında, İstanbul Teknik Üniversitesi Endüstri Mühendisliği bölümünde yüksek lisans yapmakta olan bir Boluspor taraftarıyım.

Formasını giymiş olduğunuz takım, ailem ve sevdiğim kız ile birlikte, bu hayatta en çok değer verdiğim 3 şeyden biri konumundadır.

Mutluluklarımın ve mutsuzluklarımın merkezinde duran; hayatımda ciddi bir yer ve zaman kaplayan bir olgu kısacası...

Bu güne kadar, bana yaşatmış olduğu mutsuzluklar çok daha ağır bassa dahi; yaşatmış olduğu mutlulukları dünyalara değişmem inanın.

Kimi insanlar benim gibi taraftarlara "deli" gözüyle bakıyor biliyorum; ama emin olun öyle değiliz.

Sadece "tutku" sahibi insanlarız.

Bu oyunu "gönülden" seviyoruz.

Hele takımımızı...

Sevgiden öte bir aşkla.

Aşk öyle garip bir duygu ki; bazen bir kadına, bazen bir cisime, bazen de bizim gibiler için; bir takıma...

 

Bu "uzun" yazıyı okuyorsanız şayet, öncelikle yazıma vermiş olduğunuz kıymetten dolayı şahsım adına sizlere teşekkür ederim.

Bir diğer teşekkürü de; sezon başından beri layıkıyla terletmiş olduğunuz formanız için sizlere bir borç bilmekteyim; ilk olarak bunu belirtmekte fayda görüyorum.

Bu yazıyı yazmamdaki amaç sizlere sesimi duyurabilme isteğimden kaynaklanmaktadır.

Belki gün içinde tanımadığınız insanlardan onlarca mesaj alıyor; doğal olarak hepsini okuyamadan geçiyorsunuzdur. Umarım bu mesajım bahsettiğim akıbete uğramaz ve sesimi sizlere ulaştırır.

 

Sesimi ulaştırmak istiyorum; çünkü aşık olduğum Boluspor'uma değer katan insanlar sizlersiniz.

Sesimi ulaştırmak istiyorum; çünkü aşık olduğum Boluspor'uma içinde bulunduğum şartlardan dolayı uzakta bulunuyorum.

Sesimi ulaştırmak istiyorum; çünkü aşık olduğum Boluspor'umun beni deliler gibi mutlu etmesini sağlayacak kişiler de tam olarak sizlersiniz...

 

İlk gittiğim Boluspor maçı 1994 senesinde bir Konya maçıydı. O gün; ilk kez getirmişti babam beni stadımıza. Elimden tutup hadi demişti, maça gidiyoruz.

 

Kale arka tribünümüz henüz yıkılmamıştı; ve 4 tarafta binlerce hemşerim vardı o gün o stadda; ve ben çocuk aklımla bu durumu oldukça ilginç ve eğlenceli bulmuştum. Mahallede oynadığımız çim sahamızdan çok çok daha güzel; yemyeşil bir sahaydı gördüğüm. Şu an üzerinde sizlerin terlerinizi akıttığınız o yeşil saha, hayatımın en güzel ve en kötü anılarını yaşadığım yerdir tam olarak...

 

Maç ne mi oldu? 3-1 yeniliyorduk. Dakika 85'ti.

Babam, maç sonunda çıkarken benim kalabalığın arasında sorun yaşamamam için; skorunda vermiş olduğu mutsuzlukla staddan çıkarmıştı beni. Tam staddan çıktığımızda bir "gol" sesi yükseldi. 3-2 olmuştu; babama "tekrar girelim" dediğimde, boşver biter böyle demişti.

Eve geldiğimizde yenildiğimizi sanıyor ve üzülüyordum bu duruma.

Fakat sonra komşu amcadan öğrendik ki maç 3-3 bitmiş; bizim aslanlar yine "gol" yapmış son dakikada.

İşte abilerim; kardeşlerim, o gün öyle bir işledi ki içime bu sevda...

Ne Galatasaray, ne Fenerbahçe ne de Beşiktaş bana böyle bir heyecanı, böyle bir sevdayı tattıramadı, tattıramazdıda o dakikadan sonra.

O gün anladım futbolun 90 dakika olduğunu.

O gün anladım "Boluspor'un olduğu yerde UMUTUN olduğunu"...

Ve o gün bugündür; bu nedenledir maç bitse dahi staddan ayrılmak istemeyişim.

Bu nedenledir Mersin maçında bazı "seyirciler" e karşın son dakikaya kadar inancımı tüketmeyişim.

Dedim ya; BOLUSPOR VARSA UMUT VARDIR!

 

Üzerinden tam 16 yıl geçti.

Bu süre içinde şampiyonluklar gördüm; küme düşüşlerimizi gördüm.

5-6 farklı galibiyetler; mağlubiyetler gördüm.

Ama tek bir şeyi tattıramadı bana Boluspor'um.

Tek bir şeyi göremedim.

Babamın, abimin, büyüklerimin heyecanla anlattıkları; her seferde nefesimi tutup da dinlediğim o en üst lig anıları.

Şimdikilerin "Süper" dedikleri; 1. kademe...

 

Ve inanın; kendimi bildim bileli ilk kez, ama ilk kez bu kadar inanç dolu yüreğim.

Bu senenin sonunda sizler sayesinde bunu da tattıracak bana Boluspor'um.

4 sene evvel bir Tarsus İdman Yurdu maçında yaşamıştım; en son şampiyonluk sevincini...

Üzerinden yıllar geçti ama her hatırladığımda dünmüş gibi taze anılarım.

Maçtaki her bir gol hafızamda; ve maç sonu meşalelerin arasından kendimi nasıl attım o sahaya hala bilmiyorum inanın...

 

Tek bildiğim üzerinden defalarca geçtiğiniz o orta noktaya başımı koyup hayatımda ilk kez gözyaşlarım kuruyana kadar ağladığım. Etrafımda binlerce insan çıldırmış gibi bir o yana bir bu yana koşarken orta noktaya kapanmıştım nedense..

 

İşte sizler; o günkü kadrodan bile daha fazla mutlu ediyorsunuz şu an beni, inanın.

Mücadeleniz, hırsınız, basın, taraftar ne derse desin başınız dik bir biçimde sahada yaptıklarınız; başarılarınızı taraftarla paylaşmanız...

İstediğimiz şeylerin hepsine yakınını sizlerden zaten görüyoruz...

En önemlisi mücadeleniz; armaya layık, ihanet etmeyen oyununuz.

Çünkü bunları da gördük yıllar içinde.

Şimdi tek ama tek bir şey kaldı artık...

ŞAMPİYONLUK...

 

Çocuklarımız olacak yaşlara geldik hepimiz; çocuk sahibi olan arkadaşlarımız dahi oldu.

Çocuklarımıza anlatacak en önemli anımızın baş kahramanları olmanızı istiyoruz sizlerden.

Adınızı yaşadığımız bir ömür boyunca dillerimizden düşürmemeyi diliyoruz.

Heykelinizi dikemeyiz belki ama kalbimizde altından heykellerinizi dikmek istiyoruz.

Bu isteklerimizin gerçekleşeceğini de biliyoruz.

Sizlere inanıyoruz.

Mağlubiyetler bu yolda şahsen canımı sıkmıyor.

Sizlerin mücadelesini gördüğüm her saniye şükrediyor; dua ediyorum.

Levent Hoca'm ve siz abilerim, kardeşlerim...

Ne olur bırakmayın...

Ne olur yılmayın...

Ne olur vazgeçmeyin...

Kazanacağınız kimilerine göre sadece bir şampiyonluk olacak...

Ama...

Ama bizim için HERŞEY olacak...

Hayatımızda hiçbirşey bir daha bizi sizler kadar mutlu edemeyecek belki...

Ne olur bırakmayın...

Ne olur yılmayın...

Ne olur vazgeçmeyin...

Ne olur...

 

Kartal maçında; o son maçta; maç sonunda; kupayı alırken siz...

Meşalelerin dumanı tüm Bolu'ya yayılırken...

Binlerce insanı EN MUTLU ettiğiniz o anda...

Orta noktaya kapanıp ağlayan birine gözünüz takılacak belki...

İşte o; ben olacağım...

 

Eren Yılmaz...

 

Kaynak: www.yarenler.org

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.