YALAN DOLU FUTBOLUMUZ (ANALİZ)##hb_yeni.gif

YALAN DOLU FUTBOLUMUZ (ANALİZ)##hb_yeni.gif

Umutlarımızın bir bir tükendiği son maçlarda akıllarımızda kalan bazı soruları şimdiden sormak gerekir. Büyük beklentilerle “O sene Bu sene” olması matematiğin dışında kalmadı. Hala kağıt kalemlerin...

Umutlarımızın bir bir tükendiği son maçlarda akıllarımızda kalan bazı soruları şimdiden sormak gerekir. Büyük beklentilerle “O sene Bu sene” olması matematiğin dışında kalmadı.

Hala kağıt kalemlerin ellerde dolaşarak yapılan hesaplarda, akıl oyunları ile uyuşturmalar devam ediyor. Yapılan hesaplar içimizdeki, yüreğimizdeki, ruhumuzdaki acıya su serpiyoruz aslında. Kısaca yalan dolu futbolumuzu saklamak için sadece laf ebeliği yapıyoruz.

90 Dakikanın son 10 dakikasında bataklıkta çırpınma hareketleri yaptık. Hele birde uzatmalarda yapılan aceleci davranışlar var ki, yesek mi, yemesek mi diye düşünüyorum.90 Dakika acele etme, bir şey yapma son bir dakikada maç değiştirme artistlikleri yap, hadi canım yemezler.

İlk ikinin hayal olduğu, ilk altıya açılan yelkendeki son maçlarda bakalım hangi yalanlarla sporseverleri kandıracağız.35 milyon liranın peşinde olan bir zihniyetin, bu paraya ulaşmak için neler yapacağını bilmesi gerekirdi. Futbol sosyal hayıtımızı düzenlemek yerine, psikolojimizi, dengemizi, moralimizi bozuyor, bu şekilde bozmaya devam edecek.

Seyircinin dahi inancının kalmadığı Rize maçını almış olsaydık, önümüzdeki maçlarda yine stadı dolduracak yürekli insanımızı bulabilirdik. Disiplinin, sistemin olmadığı, özveri ve hoş görünün sonsuz olduğu Bolu taraftarı takımına olan aşkından hep yanlışları yutmaya devam ediyor.

Karşılaşma öncesi saha ortasında Güngören maçındaki gibi söz verilmemesi, yönetimin de takıma olan inancının azaldığının göstergesi değil midir? Levent hocaya verilen çiçek bence taraftarın büyüklüğünü gösterirken, anlamını siz düşünün artık.

10 kişi kalan Rize’ye karşılık sadece yalandan koşular yapan futbolcularımızın aldatmacadan başka bir şey yapmadıkları son düdükle ortaya çıktı.

90 Dakikada, verilmeyen bir penaltımız ve Landry’nin direğe vurup çizgiye düşen şutundan başka hiç bir varlık gösteremedik.Sol kanadımız yolgeçen hanı olduğunda önlem almak yerine, gereksiz uğraşlar içinde olduk.Beni en çok üzen olay, takım içinde hocaya yakın isimlerin bazı net pozisyonlarda takım arkadaşına pas vermek yerine başka tarafa top atma çabasının olması.Oysa Levent Hocanın takım içinde yaptığı ve benim çok beğendiğim birlik beraberlik olayının olmadığı da bu şekilde su yüzüne çıkıyor.

Kim kaç para almış, kim ne kadar daha alacak, kim fazla oynamış yada oynuyor sevdasından vazgeçip herkes topunu oynaması gerekirken, yaptığımız olaya bakın. Birbirine top atmayan, açığını kapatmayan, yardımlaşmayan takım başarılı olabilir mi? Olur elbet ama sanal başarı, o da gördüğümüz gibi bitmeye mahkumdur.

Bu arada sezon başında büyük kulüplerin milyonlar verdiği söylenilen Emre nerede? Sezon başında herkesin gözdesi haline gelen Emre şimdi ne yapıyor? Bir sezon boyunca kaç maçta kadroya girdi? Geçtiğimiz sezon çıkış yakalayan Emre’yi bu sezon kime satabileceğiz? Genç oyunculardan kaç tanesi Boluspor’a kazandırıldı, gelecek için hazırlandı? Takımda oynadığını zanneden kabadayı futbolculardan, oyun olarak ne farkları var? Sorular uzayıp gider!

Eline verilen yönetim kurulu listesiyle çalışmak mecburiyetinde bırakılan Emin Semercioğlu’nun tek suçu masaya yumruğunu vuramaması olduğunu düşünüyorum. Levent hocayı Boluspor’a getirenlerin, sonrasında fazla para verdi diye dedikodusunu yapıp, kulak çekmek yerine yönetimi hocaya mahkum ettiklerinden memnun mudurlar acaba? Kaybolan umutların ve uçup giden milyonların vebalini taşıyabilecekler mi? Daha fazla daralmadan kendini futbolcu zanneden arkadaşları da yazayım;

Ferhat Odabaşı: Eski artistik varyasyonları yapmadı ama güçsüzlüğünde vurduğu topu az daha ağlardan çıkaracaktı. Ferhat bey bilmeli ki, Boluspor çok liderlikler ve şampiyonluklar yaşadı ama yarım sezonluk bir kaleciyle hiç çalışmadı.

Erdem Özgenç: Bu sezon lige gidebilecek oyuncularımızdan biri. Oynadığı futbol ve takıma katkısı inkar edilemez. Takım bir yada birkaç futbolcunun oyunu ile maç kazanmadığı ortaya çıkıyor.

Ömer Ateş: Futbol oynamadığı gibi sakatladığı oyuncunun vicdan azabı kendisine yetecektir sanırım. Sol kanadımız felç olduğuna mı üzüleyim, fazla transfer ücreti aldığına mı, bilemiyorum.

Özgür Bayer: Gücünden başka hiçbir artısı olmadan, ısrarla oynatılmasına anlam veremiyorum. Bazen oyun kurmak istediğinde attığı topları gördükçe sadece üzülüyorum.

Ramazan Sal: Kazanma isteği en fazla olan oyuncu. Ruhuyla oynuyor, kafasını tekmeye sokuyor, agresif tavırlarıyla kart görüyor. Gol olmayınca da oyundan düşmeden mücadelesine devam ediyor.

Sefa Aksoy: Kimin torpili, kimin desteğiyle oynadığına anlamış değilim. Rize maçında kartların dışında sahada bir olumlu hareketini göstermek mümkün değil.

Burak Akdiş: İlk yarı gezindi durdu, ikinci yarı kıpırdar gibi oldu. Sakatlığı beyninden atamadığı koşularında belli oluyor.

Landry Matondo: Orta sahada çırpındı durdu, ilk kez ceza alanına girdi ama şansı da yetmeyince sonucu etkileyemedi.

Alp Ergin: Son haftaları yükselen ismi. Oyundan başkası alınması gerekirken alınması şaşırttı.

Ferhat Kiraz: İstediği topları alamadı ve pozisyon üretemedi. Transfere yakın isimlerden biri.

Fabiano Oliveira: Yeteneklerini duygularıyla karıştırıp ruh gibi geziyor. Gördüğüm kadarıyla top alamıyor ve istenileni veremeyenlerin başında.

Sonradan oyuna alınan Yaser, İsmail ve Peev katkı vermek yerine oyunu soğuttular. İsmail’i kim transfer ettiyse tebrik etmeden de geçemeyeceğim!

Boluspor oynadığı bu futbol ile sadece taraftarımızın takımı olduğunu belgeliyor. En büyük taraftar başka büyük yok. Bu lafın üstüne de diyecek başka da laf olmadığını herkes bilsin.

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.