İlhami Candemir

İlhami Candemir

TESELLİ ARIYORUM

  Sayın okuyucular, gördüklerim, duyduklarım beni çok huzursuz ediyor. Bir çıkış yolu bulamadığım için  teselli arıyorum, yani bana acı veren gördüklerimi, duyduklarımı unutmak için nedenler bulmaya çalışıyorum.

  Örneğin DÜNYAYA bakıyorum, İnsanlar, savaş, açlık, yokluk, sefalet kıskacında  –kovanını terk etmiş arılar gibi-oradan oraya savruluyorlar.Mülteci sorunu sanki  dört bilinmeyenli denklem. İSLAM ALEMİNE bakıyorum , mezheplere,tarikatlara bölünmüşler,Allah’ın Ayet’lerinde bile yorum farklılıkları almış başını gidiyor.Bayram namazının vacip mi,sünnet mi,farz mı  olduğu hususunda dahi birlik ve beraberlik içinde değiller. (Bayram namazı Hanefilere göre vacip,Şafii,Malikilere göre sünnet,Hanbelilere göre  ise Farz-ı kifaye olduğu söylenir). Örneğin VATANIMA bakıyorum, kardeşlik hak getire(ne arar). Kutsal Kitap’ımızda yasak ve günah olmasına rağmen iftiralar, kumpaslar, tehditler, hakaretler ayyuka çıkıyor. Fatiha Suresi’nin 5.Ayet’inde “Rabbimiz,  ancak sana kulluk ederiz,  YALNIZ SENDEN MEDET UMARIZ denildiği halde yatırlar, türbeler yardım isteyenlerle dolup taşıyor. HARAM sanki sadece domuz etine ve içkiye indirgenmiş.

 Sayın okuyucular, vatanımızdaki bu GENEL panoramanın içinde öyle ÖZEL durumlar var ki vicdanı ve akıl sağlığı yerinde olan herkesin uykularını kaçırır. Hangisinden söz etsem, hangisini saysam bilmem ki. Hadi yola çıkmışken bir kaçına bakalım; Örneğin siyasetin güncel olayı, gezi olayları ile ilgili verilen mahkumiyet  kararları.  Karar henüz kesinleşmedi, bunun (temyiz) Yargıtay safhası var, AYM safhası var ve hatta AİHM safhası var. Bu nedenle evrensel hukukta “mahkeme kararları kesinleşinceye kadar herkes masumdur” diye bir İLKE vardır. Keza gerek Anayasamızda ve gerekse ceza yasalarımızda “mahkemelere telkinde bulunmak, mahkemeleri etkileyecek beyanlarda bulunmak” yasaktır. Hal böyle iken sayın Cumhurbaşkanımız-sanıyorum AKP genel başkanı sıfatı ile- Kavala için- “Soros’un Türkiye versiyonu” dediler. Sayın Cumhurbaşkanımızın yukarıda belirtilen ilkelerle örtüşmeyen bu söylemi karşısında sayın adalet bakanımızın-bir hukukçu olarak- eleştirel anlamda bir yorumda bulunması tabii ki eşyanın tabiatına aykırı olacağından sessiz kaldılar. Bunu anlayışla karşılarım. Ancak bu kez ana muhalefet partisi genel başkanı sayın Kılıçdaroğlu “bu mahkeme NAZİ MAHKEMELERİ GİBİ karar  veriyor” deyince kükrediler. Vay efendim bu benzetme bağımsız ve tarafsız Türk yargısına ve hakimlerine hakaretmiş, akıl tutulmasıymış, kınıyormuş. Hani halk arasında  “ağzıma lafı tutuverdi” denildiği gibi  işte sayın adalet bakanımız da bu çıkışı ile lafı benim ağzıma tutuverdi. Hukukçuluğumu hatırlayarak birkaç laf üretme ihtiyacını ve hatta zorunluluğunu hissettim. Sayın bakan, devletin en üst yönetiminde  görev üstlenmiş olan sizler, gerek Ergenekon, gerek Balyoz,gerek Askeri Casusluk, gerek KCK, gerek Salem Tevhid, gerek Tahşiye gibi “kumpas davalarında” mahkemeler tarafsız ve bağımsızdır” dediniz, hakimler ve savcılar “tarafsız ve bağımsızdır” dediniz ve hatta onlara zırhlı araçlar tahsis ettiniz ve fakat  o mahkemelerin kararları, tarafsız ve bağımsız hakimler tarafından BOZULDULAR.(Bizlere ,demek ki böyle  tarafsız ve bağımsız hakimler de varmış dedirttiler)  Ve sonuçta hem o mahkemelerin, hem o hakim ve savcıların bağımsız ve tarafsız olmadıkları, TARAFLI oldukları ortaya çıktı.Taraflı olan bu hakim ve savcıların hangi tarafın tarafı olduklarını bizlerden sonraki nesiller tarih kitaplarından öğreneceklerdir. Sayın bakan, iyimser bir görüşle hadi o zaman yanıldınız diyelim, şimdi de” gezi davasına” bakan hakimlerle ilgili olarak  yine aynı söylemlerde bulunuyorsunuz. Bu nedenle söylemlerinize inanmakta zorlanıyorum. Zorlanmamın nedeni de şu;  Sayın bakan, mahkemenin verdiği bu kararla ilgili eleştirilerin odak noktası, geçmişte AKP den milletvekili aday adayı olan bir avukatın  hakim yapılarak o mahkemeye atınmış olmasıdır. O hakim  ne kadar tarafsız olursa olsun böyle bir tablonun, “yargı tarafsız ve bağımsızdır” söylemlerinize gölge düşüreceği ön görülemedi mi? Yoksa o mahkemeye atanacak başka hakim bulunamadı mı? diye soruların arka arkaya  gelebileceği  düşünülemedi mi? Sayın bakan, yargının eleştirilere muhatap olmaması,yargıya güvenin temini için özellikle sizlerin özen göstermeniz gerekirken aksine böyle bir tablonun oluşturulmasını-siyaseten hiç bir art niyetimin olmadığı içindir ki-anlamış değilim.Hatırlıyorum, yıllar önce savcı  olan bir arkadaşım istifa ederek avukatlığa başlamıştı. Ancak bu arada  bir siyasi partiye de üye olmuş. Bu arkadaşımız avukatlıkta aradığını bulamayınca tekrar savcılığa dönmek istedi, ancak bir siyasi partiye üye olduğu için- istifa ederek kaydını sildirmesine rağmen- mesleğe tekrar dönememişti. İşte geçmiş yıllarda uygulamalar böyle idi.Şimdi ise yargı-geçmişte bir siyasi parti üyesi olmasına ve hatta aday  veya aday adayı olmasına rağmen-avukatlıktan hakimliğe veya savcılığa geçen yargı mensupları ile doldu taştı.Örneğin Çorum  baro başkanının AKP den aday adayı olduğu halde Anayasa mahkemesi üyeliğine atanması gibi.Eeeee hal böyle olunca yargının tarafsızlığı ve bağımsızlığı ile ilgili eleştirilerin ardı arkası tabii ki kesilmez.

Örneğin, yine İstanbul Büyük Şehir Belediyesi’nde bir personelin PKK lı olduğundan bahisle tutuklanması üzerine başkan Ekrem İmamoğlu hakkında, iftira, engelleme, hakaret ve kumpas mühendisliği yapılan bu ortamda sayın cumhurbaşkanımızın  “İBB”, kapılarını teröristlere açmış, yargı bunun gereğini tabi ki yapacaktır” demelerinin yargı üzerinde etkisi olacak mı olmayacak mı tabii ki bunun zamanla göreceğiz. Geçmişte devletin kapılarının “Fetö”terör örgütü üyelerine ardına kadar açıldığını bilen sayın İç İşleri bakanımızın bu münferit olay nedeniyle İmamoğlu’nu hedef tahtasına oturtması da  bana acı veren bir başka durumdur. 

Sayın okuyucular, rahmetli ninem bana nasihat edince ”ben söyledim benden günah gitti” dediği gibi ben de “bu ahval ve şerait içinde”  bana acı veren gerçekleri dillendirdim,benden günah gitti diyerek teselli oluyorum. Hoşça kalın.05/05/2022

                                                                         

                                             

                 

     

Önceki ve Sonraki Yazılar