Muharrem Demirel

Muharrem Demirel

Yok Aslında Birbirimizden Farkımız

Ülkemde yapılan genel siyasete bakıyorum acı acı gülüyorum, sonra yerel siyasete geliyorum, yine gülüyorum.

Yerel siyasetçilerimiz, ’Şu tamamlanmadı, bu yapılmadı, şu eksik kaldı’ diyorlar, birbirlerinin üzerine bomba yağdırıyorlar.

İşin ilginci, atılan bombaların koordinatları doğru, isabetleri de…

Ancak, bizim sizleri eleştirmemiz normal de, sizin birbirinizi eleştirmenize gel de gülme.

***

Her işinizi şöyle mükemmel ya da mükemmele yakın yaparsınız…

Sonra, ‘ Muhteremler siz ne derseniz deyiniz, alnım ak, yüzüm pak; gocunacak yaram, açılacak aram yok, temizim, dürüstüm, korkacak, işkillenecek bir vukuatım yok’ dersiniz, muhatabınıza konuşma fırsatı tanımazsınız.

Çiğ yemedik ki karnımız ağrısın’ deyiminin rahatlığını yaşarsınız.

Da

Öyle misiniz?

***

‘Zübeyde Hanım Camii bitmedi, ne olacak yapboza dönen dönel kavşakların, bitmeyen yolların, yalap şalap yapılan kaldırımların hali?’ diyorlar.

Sonra...

‘Geçtiğimiz eğitim öğretim yılında, okulların güçlendirmeleri nedeni ile çocuklarımız oradan oraya savruldular,  veliler servis parası filan derken ekonomik olarak zorlandılar, hala bitmeyen okullar var’ diyenler geliyor aklıma.

Ve

’Tencere dibin kara, senin ki benimkinden kara’ deyimini de hatırlayınca,

Acı acı gülüyorum…

***

Karaçayır ve Atatürk Orman Parkı derken, bir türlü açılamayan Köroğlu Anıt Parkı’ndan dönme Millet Bahçesi ile Karaçayır’daki yüzme havuzu düşüyor gönlüme

Ve

Akşam vakti bütün meyhanelerini dolaşırken Bolu’nun, ‘Ele verirken talkımı, kendi yutar talkımı’ atasözünün anlamını arar oluyorum kadehimdeki dudak izlerinde.

Ve

Buruk bir tebessüm yayılıyor yüzüme.

***

Hele hele, ‘Siz de devlet kadrolarını kendi adamlarınız ile dolduruyorsunuz’ diyenlere cevap olarak, ‘Siz de belediyeye kendi adamlarınızı alıyorsunuz’ gelince…

Bu karşılıklı ithamları görünce

Ve

Bu ve de bunlara benzer pek çok iddiaları karşılıklı olarak yerleştirip, doğruluğuna şahitlik edince…

‘Al birini vur ötekine’  diyorum.

Ve

Leonardo da Vincinin, utanmayı, kızgınlığı ve birbirinden çok farklı duyguları ifade eden tablosundaki, Mona Lisa gülüşünü taklit ediyorum.

***

Hem genel hem de yerel de, yönetenlerimizin birbirini suçlayıcı ifadeleri karşısında, ’Yok birbirimizden farkımız ama biz Osmanlı Bankasıyız’ reklam sloganını hatırlıyorum

Ve

Farkı fark ettirerek, bizleri mutlu edecek tatlı tebessümler arıyorum

Bulamıyorum.

Vah ülkeme, vah şehrime, vah evlatlarıma, vah yarınlarıma’ diyorum.

Üzülüyorum…

                                                          

Önceki ve Sonraki Yazılar